09.12.2022



Dünya nüfusunun büyük bir hızla artış göstermesinin neticesinde, mevcut topraklarda klasik yöntemler kullanılarak yapılan tarım yetersiz kalmaya başlamıştır. Bu nedenle de insanlar kendilerini doyurabilmek için farklı yöntemler ortaya çıkarmaya başlamıştır. Büyük ölçüde sebze ve meyvelerin genetiği ile oynayarak ya da ağır zirai ilaçlar kullanılarak üretim yapma mantığına dayanan bu yöntemler, insan nüfusunun doyurulmasını sağlamış; ancak aynı zamanda insan sağlığının bozulmasına neden olmuştur. Son dönemlerde insan sağlığı ve çevreci hareketlerin tüm dünyada önem kazanmaya başlamasıyla birlikte organik tarım denilen yeni bir trend ortaya çıkmıştır. Esasında organik tarım yeni bir şey değildir, insanoğlunun tarım ile uğraşmaya başladığı dönemden, Sanayi Devrimi’ne kadar geçen süre boyunca kullanmış olduğu tarım yöntemleridir.

 

Organik Tarım Nasıl Yapılır?

Organik tarım, ilk aşamadan başlayarak ürünlerin nihai tüketiciye ulaştırılıncaya kadar geçen süre boyunca zirai ya da kimyevi herhangi bir madde ile temasta bulunmadan yetiştirilmesidir. Ayrıca toprağın da organik tarıma elverişli olması gereklidir. Bunun için en az 12 ay boyunca toprakta hiçbir kimyasal madde kullanılmamış olmalıdır. Son kimyasal kullanımından itibaren toprağın en az 12 ay organik tarım yapılmış olması gereklidir. Bu 12 aylık süreç geçiş süreci olarak adlandırılmakta ve tam organik olarak kabul edilmemektedir. Ayrıca organik tarım için kullanılan tohumların da doğal yollarla ve doğal ürünlerden elde edilmiş tohumlar olması gereklidir. Kimyasal ilaç kullanılmasa bile, genetiği değiştirilmiş tohum kullanılarak yapılan üretimler, organik tarım kapsamına girmez.

 


Organik Tarımın Yararları

Organik tarımın en büyük yararı, kimyasal tarımın getirmiş olduğu yıkıcı etkileri ortadan kaldırmasıdır. Kimyasal kullanılarak üretilen tarım ürünleri, insan sağlığını büyük ölçüde tehdit etmekte ve pek çok yeni hastalığın ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Tamamen organik yöntemler ile yapılan organik tarım ise herhangi bir hastalığa neden olmadığı gibi, bireylerin bünyelerinin güçlendirilmesine ve daha sağlıklı bir yaşam sürdürmelerine katkı sağlar. Kimyasal tarım, insanların yanı sıra toprağa da büyük zararlar vermektedir. Kimyasal tarım yapılan topraklarda doğal verim her geçen gün azalmakta, bu durumu engellemek için de daha fazla kimyasal gübre kullanılmaktadır. Uygulanan bu yöntem, içinden çıkılması güç bir kısır döngü halinde toprağın doğal yapısını bozmaktadır. Organik tarım ise toprağa herhangi bir zarar vermez ve doğal yapısını korumasına olanak sağlar.

 

Doğal Dengenin ve Besin Zincirlerinin Yeniden İnşası

Doğa içerisinde yaşayan canlılar arasında bir besin zinciri dengesi vardır. Bu zincir içerisinden bir halkanın koparılması, dengenin bozulmasına yol açar. Örneğin kuş gribi vakalarında görüldüğü gibi çok sayıda kanatlıyı öldürmek, bir anda o güne kadar gündemde olmayan bir kene salgınının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Kimyasal tarımda kullanılan ilaçlar da besin zinciri içerisindeki bazı türlerin yok edilmesine ya da büyük ölçüde azalmasına yol açmaktadır. Bu da uzun vadede farklı tehditlerin ve tehlikelerin ortaya çıkmasına neden olan bir durumdur. Organik tarım, kimyasal tarımdan kaynaklanan bu sorunun ortadan kaldırılması konusunda da önemli bir role sahiptir. Yaşayan tüm canlıların yaşam haklarına saygılı olan organik tarım, besin zincirlerinin bozulmadan devam etmesini sağlamaktadır.

 


Organik Tarım İçin Sertifika

Organik tarım yapmak isteyen kişiler, bu faaliyetlerini iki biçimde yapabilir. İlk olarak bireyler herhangi bir ticari kaygı gözetmeksizin, kendi ihtiyaçlarını karşılayacak oranda üretim yapabilirler. Bu durumda herhangi bir izin ya da sertifika gerekli değildir. Ancak üretilen ürünler eğer pazara sürülecekse, organik olarak işlem görebilmesi için sertifika alması zorunludur. Organik ürün sertifikası olmayan ürünler, piyasada diğer yöntemlerle üretilmiş ürünlerle aynı muameleyi görür. Organik tarım için sertifika almak isteyen kişiler Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan ya da bakanlık tarafından yetkilendirilmiş olan sertifika kuruluşlarından başvuru yaparak bu sertifikayı alabilirler. Ancak sertifika alabilmek için üretilmiş olan ürünlerin belirli testlerden geçmeleri zorunludur. Yapılan organiklik testlerinden geçemeyen ürünlerin bu sertifikaya sahip olmaları söz konusu değildir.

 


Su Kaynaklarının Korunması

Organik tarımın tercih edilmesinin en önemli sebeplerinden biri de insanlar için hayati öneme sahip olan yer altı su kaynaklarının korunmasıdır. Kimyasal ilaçlar kullanılan arazilerde yapılan sulamalar neticesinde, bu ilaçlar yer altı su kaynaklarına karışarak buradaki suların zehirlenmesine neden olmaktadır. Zehirlenen bu sular ilerleyen dönemlerde insanlar ya da hayvanlar tarafından kullanıldığı zaman da kitlesel ölümcül hastalıklara yol açmaktadır. Son yıllarda hem Türkiye’de hem de tüm dünyada kanser vakalarında görülen artışın başlıca sebeplerinden biri de su kaynaklarının kimyasal atıklar ile zehirlenmiş olmasıdır. Bu durumun önüne geçebilmek adına organik tarım büyük imkânlar sunmaktadır. Kullanılan tüm maddelerin ve gübrelerin de organik olması nedeni ile organik tarımda yer altı suları açısından ortaya çıkan tehdit yok edilebilmektedir.  

 

Organik Tarımın Hayvancılığa Faydaları

Bitkiler yalnızca insanların tüketimi için yetiştirilen besin maddeleri değildir. Hayvanlar da çeşitli bitkileri tüketerek beslenirler. Özellikle ticari amaçlar ile yetiştirilen sığır, koyun ve keçi gibi hayvanların beslenmesi konusunda da organik tarımın özel bir yeri vardır. Bazen kalabalık olan çiftliklerin besin ihtiyacını karşılayabilmek için yem bitkilerinin daha hızlı yetişmesini sağlayacak ve verimliliğini artıracak ilaçlar kullanılmaktadır. Ancak yapılan incelemeler, kimyasal maddeler kullanılarak elde edilen yem bitkilerini tüketen hayvanların sütlerinin besin değerleri ile organik beslenen hayvanların sütlerinin besin değerleri arasında farklılık olduğunu göstermektedir. Organik tarım ile yetiştirilen besinleri tüketen hayvanlar hem hastalıklara karşı daha sağlıklı olmaktadır hem de eti ve sütü besin değeri açısından daha yüksek değerlere sahiptir.

 


Organik Tarımda Kullanılabilecek Gübreler

Gübreler yetiştirilen sebze, meyve ve bitkilerin daha verimli bir şekilde büyümesine yardımcı olan maddelerdir. Ancak bu amaçla kimyasal gübrelerin kullanılmaya başlanması hem yetiştirilen ürünlerin hem de toprağın sağlık açısından zarar görmesine neden olmuştur. Organik tarımda ise kimyasal gübre kullanımı tamamıyla yasaktır. Organik tarımda kullanılan gübrelerin başında hayvansal kaynaklı gübreler yer alır. Özellikle çiftliklerde üretilmiş olan hayvan sıvı atıkları ve hayvan katı dışkıları bu konuda önemli bir yere sahiptir. Bunun dışında hayvanlardan elde edilen tırnak unu ve boynuz unu gibi mamuller de organik gübre olarak tercih edilebilmektedir. Ayrıca bazı mineraller ve kayaçlardan elde edilen maddeler de gübre yerine geçmektedir.

 


Organik Tarımda İlaçlama

Yetiştirilen tarım ürünlerinin haşerelere karşı korunması amacıyla ilaçlanmaları, hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın mutlaka zorunludur. Ancak organik tarımda kullanılan ilaçlar, herhangi bir kimyasal özelliğe sahip değildir. Organik tarım için üretilmiş olan ilaçların büyük bir çoğunluğu bitkisel kökenlidir. Kullanılmaları durumunda meyvenin ya da sebzenin doğal yapısında herhangi bir bozulma yaşanmasına neden olmazlar. Ayrıca bazı bitkilerden elde edilen yağlar da ilaçlama amacıyla organik tarımda sıklıkla tercih edilmektedir. Sınırlı sayıda da olsa organik tarımda kullanılan bazı kimyasallar vardır. Ancak bu kimyasallar, yetiştirilen ürünlere doğrudan ya da dolaylı herhangi bir zarar vermez ve organik sertifikası almalarına da engel olmaz. Sabunlar, parafin yağları, kireç, kafein, beyaz kil ve sülfür gibi maddeler bu amaçla kullanılan kimyasallardan bazılarıdır.


 

; )

Yorum Yap

Ad Soyad
Mesaj

Yorumlar